avatar

Şükrü PORTAKAL YAZAR

Devletin Dili; Adalet, Vicdan ve Merhamettir

Şükrü PORTAKAL

2026-08-05

         DEVLET AKLI NOTLARI – 13

         Devlet denildiğinde çoğu insanın aklına önce kanunlar, kurumlar ve otorite gelir. Oysa güçlü bir devleti sadece yazılı kurallar ayakta tutmaz. Devletin gerçek kudreti; adaleti tesis edebilmesinde, vicdanı kaybetmemesinde ve merhameti zafiyet değil, insanlığın gereği olarak görebilmesinde saklıdır. Çünkü devletin dili sert olabilir; fakat kalbi hiçbir zaman taş olmamalıdır.

Türk devlet geleneği incelendiğinde görülür ki, devletin temelinde yalnızca güç değil, aynı zamanda töre vardır. Töre ise adaletle başlar. Hükümdarların en büyük görevi fetih yapmak değil, hakkı sahibine teslim etmek olmuştur. Bu anlayış sayesinde devlet, sadece sınırlarını değil, gönülleri de fethetmiştir.

Hz. Ömer'e atfedilen "Adalet mülkün temelidir." sözü, yüzyıllardır devlet yönetiminin en önemli düsturlarından biri olarak kabul edilmiştir. Bir ülkede mahkemelerin kapısı herkese eşit açılıyorsa, vatandaş hakkını ararken korkmuyorsa ve güçlü ile zayıf aynı hukuk önünde hesap verebiliyorsa, işte orada devlet gerçekten güçlüdür.

Ancak adalet tek başına yeterli değildir. Adaletin yanında vicdan da bulunmalıdır. Kanunlar bazen herkese aynı hükmü verir; vicdan ise o hükmün insana nasıl dokunduğunu hatırlatır. Devlet aklı, hukuk ile vicdan arasında denge kurabilen akıldır. Çünkü kanunlar toplumu yönetir, vicdan ise toplumu bir arada tutar.

Merhamet ise devletin zayıflığı değil, olgunluğudur. Tarih boyunca büyük devletler, sadece savaş meydanlarında kazandıkları zaferlerle değil; mağduru koruyarak, yetimi gözeterek, mazluma sahip çıkarak büyümüştür. Osmanlı'nın vakıf medeniyeti bunun en güzel örneklerinden biridir. Aç kalan insanın, susayan hayvanın, yolda kalan yolcunun dahi unutulmadığı bir anlayış, devletin merhamet yüzünü göstermiştir.

Bugünün dünyasında da devletin görevi yalnızca güvenliği sağlamak değildir. Eğitimde fırsat eşitliği oluşturmak, sağlık hizmetlerini erişilebilir kılmak, yaşlıyı, engelliyi, çocuğu ve dar gelirliyi korumak da devletin adalet ve merhamet anlayışının bir parçasıdır. Güçlü devlet, vatandaşını yalnız bırakmayan devlettir.

Elbette merhamet ile taviz aynı şey değildir. Devlet, suçla mücadelede kararlı olmalı; kamu düzenini bozanlara karşı hukukun gereğini yerine getirmelidir. Fakat bunu yaparken öfkeyle değil, hukuk içinde hareket etmelidir. Çünkü öfke geçicidir; adalet ise kalıcıdır.

Devletin dili ayrıştıran değil, birleştiren bir dil olmalıdır. İnsanları kimliklerine, düşüncelerine veya yaşam tarzlarına göre ötekileştiren bir yaklaşım, toplumsal güveni zedeler. Buna karşılık ortak değerleri öne çıkaran, farklılıkları hukuk içinde koruyan bir devlet anlayışı, millet olma bilincini güçlendirir.

Devlet aklı, yalnız bugünü değil, gelecek nesilleri de düşünür. Bugün atılan adaletli bir adım, yarının toplumsal huzurunu inşa eder. Bugün gösterilen bir vicdan, yarının güven duygusunu büyütür. Bugün sergilenen bir merhamet ise milletin devlete olan bağlılığını artırır.

Sonuç olarak; devleti büyük yapan yalnızca ordusu, ekonomisi veya diplomasisi değildir. Devleti büyük yapan, vatandaşının gönlünde bıraktığı adalet duygusu, vicdan izi ve merhamet hatırasıdır. Çünkü gücün saygı uyandırdığı yerde düzen kurulabilir; fakat adaletin, vicdanın ve merhametin olduğu yerde gerçek huzur doğar.

Bugün devlet yönetiminde ihtiyaç duyduğumuz en önemli anlayış, hukuku tavizsiz uygularken vicdanı kaybetmeyen, merhameti ise zayıflık değil insanlık olarak gören bir devlet aklıdır. İşte bu anlayış, güçlü devlet ile güçlü millet arasındaki en sağlam köprüdür.

Devlet Aklı Notu

"Adalet devleti ayakta tutar, vicdan milleti bir arada tutar, merhamet ise devlete itibar kazandırır. Bu üçü bir araya geldiğinde devlet sadece güçlü değil, aynı zamanda büyük olur."


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü PORTAKAL YAZAR