SİSTEM SARSILIYOR MU?

Borsa, fonlar, hakemler, TFF ve Milli Takım… Bir haftada Türkiye’nin gündemi neden bu kadar değişti? Türkiye son bir haftadır peş peşe gelen gelişmeleri konuşuyor. Bir tarafta fon operasyonları… Bir tarafta Borsa İstanbul’daki sert hareketler… Şimdi ise Türk futbolunda hakemler dosyası… Ve bütün bun

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Borsa, fonlar, hakemler, TFF ve Milli Takım… Bir haftada Türkiye’nin gündemi neden bu kadar değişti?

Türkiye son bir haftadır peş peşe gelen gelişmeleri konuşuyor.

Bir tarafta fon operasyonları…

Bir tarafta Borsa İstanbul’daki sert hareketler…

Şimdi ise Türk futbolunda hakemler dosyası…

Ve bütün bunların üzerine A Milli Takım’ın aldığı ağır yenilgiler, TFF yönetimi ve Vincenzo Montella’nın geleceğiyle ilgili tartışmalar ekleniyor.

Bir haftada bu kadar başlığın aynı anda gündeme gelmesi elbette dikkat çekici.

Ama asıl soru başka:

Sistem neden sürekli alarm veriyor?

PARA TARAFINDA NE OLUYOR?

Fon soruşturması büyüyor.

Yeni gözaltılar geliyor, malvarlığı tedbirleri uygulanıyor, para hareketleri inceleniyor.

Burada henüz kesinleşmiş bir suçtan söz etmek mümkün değil.

Ama devletin soruşturma yürütmesi gereken bir tablo olduğu açık.

Çünkü konu yalnızca finans dünyasının kendi içerisindeki bir hesaplaşma değil.

Konu, vatandaşın parasına ve yatırım sistemine duyduğu güven.

Borsa da zaten bunun üzerine kuruludur.

Güven varsa yatırım vardır.

Güven yoksa en güzel bilanço bile yatırımcıyı ikna etmeye yetmez.

28 Eylül’de BIST 100’ün yüzde 2,38 değer kaybetmesi de piyasadaki hassasiyeti gösteriyor.

Elbette her düşüşün sebebi fon soruşturması değildir.

Küresel piyasalar, faiz beklentileri, jeopolitik gelişmeler ve yatırımcı davranışları da etkili.

Ama piyasada belirsizlik arttığında ilk zarar gören şeylerden biri yine güven oluyor.

FUTBOL TARAFINDA İSE DEPREM VAR

Tam finans piyasasındaki gelişmeler konuşulurken Türk futbolundan bomba gibi bir haber geldi.

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil 7 kişi gözaltına alındı.

Soruşturmanın içerisinde mobbing ve resmi belgede sahtecilik iddiaları bulunuyor.

Şimdi burada da hukuk devletinin temel kuralını hatırlatmak gerekiyor:

Gözaltı suçluluk değildir.

Soruşturma mahkûmiyet değildir.

Ancak soruşturmanın konusu ciddi ise, kamuoyunun da cevap bekleyen soruları vardır.

Hakem atamalarında ne oldu?

Klasmanlarda ne oldu?

Puanlama sisteminde ne oldu?

Kim, kimin üzerinde baskı kurdu?

Varsa usulsüzlüklerin boyutu nedir?

İşte bunların tamamının hukuk içerisinde ortaya çıkması gerekiyor.

TFF’DE NE OLACAK?

MHK operasyonunun ardından gözler TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na çevrildi.

Bugün Hacıosmanoğlu’nun görevini bırakacağı yönünde iddialar da gündeme geldi.

Henüz bunun resmi boyutunun netleşmesini beklemek gerekiyor.

Ama şu bir gerçek:

TFF’nin üzerinde çok ciddi bir baskı oluşmuş durumda.

Çünkü sadece hakemler tartışılmıyor.

Federasyon yönetimi de tartışılıyor.

Üstelik bu tartışmanın üzerine A Milli Takım’ın sonuçları eklendi.

MONTELLA DOSYASI

Milli Takım, UEFA Uluslar Ligi’nde önce Fransa’ya 1-0, ardından İtalya’ya 4-1 mağlup oldu.

İtalya karşılaşmasının ardından tribünlerde hem TFF yönetimine hem de Vincenzo Montella’ya yönelik istifa çağrıları yükseldi.

Montella ise istifanın gündeminde olmadığını açıkladı.

Fakat artık soru ortada:

Montella ile devam mı, yeni bir sayfa mı?

Bunun cevabını zaman gösterecek.

Ama Milli Takım’ın iki maçta aldığı iki yenilgi, teknik direktör kadar futbol yönetiminin de sorgulanmasına neden oluyor.

Çünkü başarı yalnızca teknik direktörle açıklanamaz.

Başarısızlık da yalnızca teknik direktörün omuzlarına bırakılamaz.

BİR HAFTANIN ÖZETİ

Borsa…

Fonlar…

Hakemler…

TFF…

Milli Takım…

Montella…

TFF başkanı görevden alındı …

İsimler değişiyor.

Kurumlar değişiyor.

Tartışmalar değişiyor.

Ama bütün bu başlıkların ortasında aynı kelime tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:

GÜVEN.

Yatırımcı güven istiyor.

Taraftar güven istiyor.

Futbolcu güven istiyor.

Vatandaş güven istiyor.

Devlet kurumları da bu güveni sağlamak zorunda.

Çünkü güçlü devlet yalnızca operasyon yapan devlet değildir.

Güçlü devlet, sonunda gerçeği ortaya çıkaran devlettir.

Kim suçluysa hukuk önünde hesabını verir.

Kim suçsuzsa aklanır.

Kurumlarda yanlış varsa düzeltilir.

Ve vatandaşın kafasında soru işareti bırakılmaz.

ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR

Son bir haftada yaşananların tamamını birbirine bağlamak doğru olmaz.

Fon soruşturması başka bir dosya.

Futboldaki soruşturma başka bir dosya.

Milli Takım’ın başarısızlığı ise başka bir mesele.

Ama hepsinin ortak bir zemini var:

Kamu güveni.

İnsanlar parasını yatırdığı piyasaya güvenmek istiyor.

Çocuğunu tribüne götüren taraftar maçın adil yönetildiğine inanmak istiyor.

Milli Takım formasını giyen futbolcu arkasındaki sistemin sağlam olduğunu bilmek istiyor.

Vatandaş ise bütün kurumların kurallara göre çalıştığını görmek istiyor.

O nedenle bugün sorulması gereken soru sadece:

“Kim gidecek?” değil.

Asıl soru:

“Neyi düzelteceğiz?”

Çünkü isimler değişebilir.

Başkanlar değişebilir.

Teknik direktörler değişebilir.

Kurullar değişebilir.

Ama sistem aynı kalırsa…

Sorun da aynı kalır.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni isimlerden önce güven veren bir düzen.

Borsada güven…

Finansta güven…

Futbolda güven…

Kurumlarda güven…

Ve en önemlisi:

Hukuka güven.

Çünkü güvenin olmadığı yerde ne piyasa huzur bulur…

Ne futbol adalet bulur…

Ne de vatandaş geleceğe güvenle bakabilir.

Her ne kadar Liderliğin özelliklerinden olsa da ‘’ÖNGÖRÜ’’

Acizene bu kardeşiniz 2015 yılında Milletvekilliği döneminde ‘’GÜVEN’’ unsuruna beş başlıkta dikkat çekmiş idi.

Yazarın diğer yazıları