Fikirlerin Evrenselliği

Yıllarca okul kapılarında bekleyen, kamu kurumlarında çalışamayan kadınlar gördük. Başörtüsü yüzünden yaşanan mağduriyetler hafızamızda derin izler bıraktı. Nihayet talepler karşılık buldu. Türkiye’de kamu kurumlarında başörtüsünün önündeki engeller kaldırıldı. Aradan yıllar geçti. Şimdi kardeş Azer

Mehmet SERİN Sanayici/Yazar

Yıllarca okul kapılarında bekleyen, kamu kurumlarında çalışamayan kadınlar gördük. Başörtüsü yüzünden yaşanan mağduriyetler hafızamızda derin izler bıraktı. Nihayet talepler karşılık buldu. Türkiye’de kamu kurumlarında başörtüsünün önündeki engeller kaldırıldı.

Aradan yıllar geçti. Şimdi kardeş Azerbaycan’da benzer tartışmalar yaşanıyor. Başörtülü öğrencilerin karşılaştığı engellere dair haberler geliyor. Halktan itirazlar yükselirken siyasi erk, devletler arası ilişkilerde saygılı tutumu tercih ediyor. Fakat mesele, bu tercihin dayandığı ölçüye kadar uzanıyor.

Evrensel ve kuşatıcı bir dinin emirlerine serbestlik tanınması, ülkeyi yöneten düzenin de o dine dayandığını göstermez. İslam’ın hayatı düzenleyen kendine ait ölçüleri vardır. Başörtüsüne izin veren siyasi mekanizma, hayatın geri kalanında bambaşka esaslarla işleyebilir.

Hayat bu farkı zaman zaman ortaya çıkarır. Bir bakarsınız, İslam’a bağlılık sandığınız şey, meğer bizim mahallenin değerlerine bağlılıkmış.

Türkiye’de başörtüsü meselesinin çözülmesi elbette önemliydi. Fakat o gün alınan kararın neye dayandığı bugün üzerinde düşünmeye değer. Müslüman halkın talepleri mi karşılandı, din ve vicdan özgürlüğü mü esas alındı, yoksa İslam’ın ölçüleri mi yönetime esas oldu?

Halkın talebi ülke sınırlarında karşılık bulabilir. Din özgürlüğü başka toplumlar için de savunulabilir. İslam’ın emirleri ise milletlerin sınırlarına ve siyasetin tercihine göre değişmez. Dolayısıyla verilen serbestlikten çok, onu veren düzenin hangi esaslarla işlediğine bakmak gerekir.

Fikirlerin evrenselliği sınırları aşınca sınanır. Kendi ülkesinde kabul gören hakkı savunmak, bağlılığın kolay tarafıdır. Asıl imtihan, aynı mesele sınırın ötesinde siyasi menfaatlerle karşılaştığında başlar. O gün inancın kendisi değil, ona ne kadar bağlı kalındığı ortaya çıkar.

Bir ülkenin iç meselesi sayılan hadise, İslam’ın ölçüsü dışında kalmaz. Siyasi sınırlar devletlerin yetkisini belirler; neyin doğru, neyin yanlış olduğunu değil.

Bu çelişki başörtüsüyle de sınırlı değildir. İslam dünyasında yaşanan hadiseler kimi zaman başka ülkelerin iç meselesi sayılırken kimi zaman memleketimizdeki belediye seçimlerinin kaderine bağlanabiliyor. Kudüs’ün geleceği yerel seçim meydanlarında konuşulurken, sınırın ötesindeki Müslümanların talepleri devletler arası ilişkilerin takdirine bırakılabiliyor.

Oysa bunlar, hayatın tamamına söz söyleyen evrensel bir dinin gündeme gelen birkaç meselesidir.

Dinî meseleler millî siyasetin elinde kimi zaman sınırların ötesine taşındı, kimi zaman ülke sınırlarında bırakıldı. Hangi meseleye nerede sahip çıkılacağını siyasi hesaplar belirledi. Böylece İslam siyasete yön vermiş gibi görünürken, dinî değerler siyasetin hedeflerine uzanan basamaklar oldu.

Siyaset evrensel bir fikre mi mensuptur, yoksa o fikre mensup insanların taleplerine mi?

 Fikir ne sınır tanır ne de siyasi ihtiyaçlara göre şekillenir.

 Sınırda kalan, ona mensubiyet iddiasıdır.

Yazarın diğer yazıları