SÖKMEK Mİ, DÖNÜŞTÜRMEK Mİ?

Tarımsal GES'ler İçin Yeni Bir Çözüm Modeli Tarımsal GES tartışmasının en önemli aşaması artık "kim haklı?" sorusu değildir. Asıl soru: Bugün kurulmuş ve yatırım yapılmış sistemlerle ne yapılması gerekmektedir? Birinci sınıf tarım arazisine mevzuata aykırı şekilde kurulmuş ve toprağın tarımsal nitel

Yasin ALTIN - Elk.Mühendis/Yazar

Sesli okuma yapay zekâ ile üretilmiştir.

Tarımsal GES'ler İçin Yeni Bir Çözüm Modeli

Tarımsal GES tartışmasının en önemli aşaması artık "kim haklı?" sorusu değildir.

Asıl soru:

Bugün kurulmuş ve yatırım yapılmış sistemlerle ne yapılması gerekmektedir?

Birinci sınıf tarım arazisine mevzuata aykırı şekilde kurulmuş ve toprağın tarımsal niteliğini kalıcı biçimde bozan bir tesisin yerinde bırakılması savunulmamalıdır.

Ancak her mevzuata aykırı tesisin aynı kategoride değerlendirilmesi de doğru değildir.

Bazı tesisler teknik olarak güvenli hale getirilebilmektedir.

Bazıları başka bir alana taşınabilmektedir.

Bazıları ortak bir santral modeline dönüştürülebilmektedir.

Bazıları ise gerçekten kaldırılmayı gerektirmektedir.

Bu nedenle "sök ve at" ile "her şeyi olduğu gibi bırak" arasında üçüncü bir yol oluşturulması gerekmektedir.

Birinci adım: Geçiş ve kayıt dönemi

Mevcut tarımsal GES'lerin tamamının tek tek incelenerek bir envanterinin oluşturulması gerekmektedir.

Bu envanterde en azından; tesis gücü, panel alanı, arazi sınıfı, Büyük Ova durumu, şebeke bağlantısı, inverter tipi, pompa gücü, üretim amacı, şebekeye enerji verip vermediği, mevcut izin ve kabul durumu belirlenmelidir.

Ardından teknik olarak uygun tesislere belirli bir geçiş süresi verilmesi değerlendirilmelidir.

Bu sürenin amacı kuralları ortadan kaldırmak değil, kurulu yatırımı mevzuata uygun hale getirecek bir yol oluşturmak olmalıdır.

İkinci adım: Uygun olmayan tesise alternatif alan

Bazı santraller bulundukları yerde kalamayabilir.

Örneğin tarım arazisinin korunması açısından yerinde bırakılması uygun olmayan bir sistem için doğrudan "sökülmesi" yerine alternatif üretim alanı gösterilmesi değerlendirilebilir.

Burada hazine arazileri önemli bir seçenek oluşturmaktadır.

Aynı köy veya aynı Trafo Merkezi bölgesinde bulunan tarımsal açıdan düşük verimli veya enerji yatırımı açısından uygun kamu arazilerinin belirlenmesi ve uygun koşullarda kiralama modellerinin geliştirilmesi mümkündür.

Böylece çiftçi yaptığı yatırımı tamamen kaybetmeden santralini daha uygun bir alana taşıyabilmektedir.

Toprak da korunmuş olmaktadır.

Üçüncü adım: Aynı Trafo Merkezi içerisinde ortak çözüm

Enerji üretiminin yalnızca santralin bulunduğu parsel üzerinden düşünülmesi de gerekmemektedir.

Özellikle tarımsal sulama kooperatifleri açısından ortak GES modeli değerlendirilmelidir.

Bir bölgede onlarca sulama kuyusu bulunuyorsa her çiftçinin ayrı ayrı panel, inverter ve bağlantı sistemi kurması yerine ortak bir üretim tesisi kurulması mümkün olabilmektedir.

Böylece;tek yatırım + ortak depolama + ortak bağlantı + ortak bakım modeli oluşturulabilmektedir.

Bu modelin teknik ve hukuki altyapısının ayrıca hazırlanması gerekmektedir.

Dördüncü adım: Enerjiyi depolamak

Saatlik üretim ve tüketim arasındaki farkın en önemli çözümü enerji depolamadır.

Güneşin güçlü olduğu saatlerde fazla enerji üretilebilmektedir.

Sulama ise ihtiyaç duyulan zamanda yapılmaktadır.

Bu nedenle batarya sistemleri tarımsal GES'in doğal tamamlayıcısı haline gelmektedir.

Ancak batarya maliyetlerinin çiftçi açısından yeni bir ekonomik yük oluşturmaması için uygun finansman ve teşvik modellerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Burada amaç çiftçiye daha fazla ekipman satmak değil, mevcut elektrik üretimini daha verimli kullanmasını sağlamaktır.

Beşinci adım: Fazla enerjinin sisteme kazandırılması

Tarımsal GES'in ürettiği elektriğin tamamının çiftçi tarafından aynı anda tüketilmesi mümkün olmayabilir.

Bu durumda sistemin şebekeye verdiği enerji için açık ve öngörülebilir bir mekanizma oluşturulması gerekmektedir.

Çiftçinin ticari bir elektrik üreticisine dönüşmesi gerekmeyebilir.

Ancak sistemin teknik olarak ürettiği fazla enerjinin boşa gitmemesi ve şebeke açısından yönetilebilir bir yapıya kavuşması gerekmektedir.

Bu noktada mahsuplaşma, depolama ve farklı kullanım noktalarının bir araya getirildiği modeller değerlendirilmelidir.

Altıncı adım: %1,5 kuralı yeniden teknik olarak incelenmelidir

Tarımsal GES uygulamalarında alan sınırlamalarının yalnızca metrekare üzerinden değil, enerji ihtiyacı üzerinden de değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ancak asıl tartışma bundan sonra başlamaktadır.

3000 m²'lik panel alanının belirli bir sulama tesisinin enerji ihtiyacını karşılayıp karşılamadığı, bölgenin güneşlenme koşulları, panel verimi, pompa gücü, sulama süresi ve yıllık enerji tüketimi üzerinden hesaplanmalıdır.

Dolayısıyla sabit bir alan oranının yanında gerçek enerji ihtiyacını esas alan teknik bir değerlendirme mekanizması da oluşturulması gerekmektedir.

________________________________________

SONUÇ

Toprağı Korurken Üretimi de Korumak Gerekmektedir

Tarımsal GES tartışmasını iki uç arasında sıkıştırmak doğru değildir.

Bir tarafta:

"Toprak önemli değildir, isteyen istediği yere GES kursun."

Diğer tarafta:

"Mevzuata aykırıysa sökülsün, yatırımın ne olacağı önemli değildir."

Türkiye'nin ihtiyacı bu iki yaklaşımın arasında kurulacak teknik ve uygulanabilir bir sistemdir.

Tarım toprağının korunması vazgeçilmez bir ilke olarak kabul edilmelidir.

Aynı zamanda tarımsal üretimin elektrik maliyetleri de görmezden gelinmemelidir.

Bu nedenle yeni modelin üç temel ayağı bulunması gerekmektedir:

Toprak korunmalıdır.

Şebeke güvenliği korunmalıdır.

Çiftçinin yaptığı yatırım mümkün olduğu ölçüde ekonomiye kazandırılmalıdır.

Bunun için mevcut GES'lerin envanterinin çıkarılması, risk bazlı denetim uygulanması, uygun tesislere geçiş süresi verilmesi, uygun olmayan tesisler için alternatif alan oluşturulması, hazine arazilerinin değerlendirilmesi, sulama kooperatiflerinin ortak GES ve depolama yatırımlarının desteklenmesi ve küçük ölçekli tarımsal sistemlerde bürokrasinin yatırımın büyüklüğüyle orantılı hale getirilmesi gerekmektedir.

Çünkü mesele yalnızca panel değildir.

Mesele;

bir çiftçinin tarlasını sulayabilmesi,

bir ülkenin tarımsal üretimini sürdürebilmesi,

toprağını kaybetmemesi

ve aynı zamanda

enerjisini daha ucuza üretebilmesidir.

Bu nedenle tartışmanın sloganı "GES'e evet" veya "GES'e hayır" olmamalıdır.

Asıl hedef:

Toprağı koruyan, şebekeyi koruyan ve üreticinin yatırımını koruyan bir tarımsal enerji sistemi kurulmasıdır.

Bunun için mevzuatın, sahadaki teknik gerçeklikle birlikte yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yazarın diğer yazıları