TÜRKİYE YENİDEN Mİ YAZILIYOR?

Türkiye'de bazı cümleler vardır… Bir kez söylendi mi, artık sadece söylendiği günün haberi olmaktan çıkar. Bugün Ankara'da konuşulan “yeni anayasa” meselesi de işte böyle bir cümledir. Çünkü mesele yalnızca anayasanın değiştirilmesi değildir. Mesele; Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda nasıl bir devlet

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Türkiye'de bazı cümleler vardır…

Bir kez söylendi mi, artık sadece söylendiği günün haberi olmaktan çıkar.

Bugün Ankara'da konuşulan “yeni anayasa” meselesi de işte böyle bir cümledir.

Çünkü mesele yalnızca anayasanın değiştirilmesi değildir.

Mesele;

Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda nasıl bir devlet düzeniyle yoluna devam edeceğidir.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum ’un “yeni anayasa Türkiye Cumhuriyeti için artık kaçınılmazdır” derken, anayasa tartışmasının önümüzdeki dönemin ana başlıklarından biri olacağı açık biçimde görülüyor.

Peki…

Neden şimdi?

İşte asıl soru budur.

SANDIKTAN ÖNCE ANAYASA MI?

Türkiye bir taraftan “Terörsüz Türkiye” sürecini konuşuyor.

Diğer taraftan yeni anayasa tartışması büyüyor.

Bir yandan 2028 seçimleri konuşuluyor.

Öte yandan ekonomi, hayat pahalılığı ve vatandaşın devlete duyduğu güven tartışılıyor.

Bütün bunları yan yana koyduğunuzda ortaya sıradan bir siyasi gündem çıkmıyor.

Bir yeniden yapılanma tartışması çıkıyor.

Ama burada çok önemli bir ayrım var:

Yeni anayasa yalnızca siyasetçilerin meselesi değildir.

Çünkü anayasa, iktidarın değil;

Milletin geleceğini belirleyen temel metindir.

Bu nedenle Türkiye'nin önüne gelecek yeni anayasa tartışması, kapalı kapılar ardında yürütülecek bir pazarlık görüntüsünden uzak olmalıdır.

Millet neyin değiştiğini,

neden değiştiğini,

hangi sonuçların doğacağını bilmelidir.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE”DEN SONRA NE GELECEK?

Bugün Türkiye'nin en kritik başlıklarından biri de “Terörsüz Türkiye” sürecidir.

Devlet açısından güvenlik meselesinin çözülmesi elbette önemlidir.

Fakat terörün sona ermesi yalnızca silahların susması anlamına gelmez.

Asıl mesele;

silahların sustuğu Türkiye'nin nasıl bir hukuk düzenine, nasıl bir toplumsal sözleşmeye ve nasıl bir devlet anlayışına sahip olacağıdır.

İşte anayasa tartışması tam burada önem kazanıyor.

Çünkü yeni anayasa ile terörsüz Türkiye aynı dönemin iki ayrı başlığı olarak değil, Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek daha geniş bir dönüşümün parçaları olarak okunabilir.

Ama burada milletin cevabını bekleyen çok önemli sorular vardır:

Türk vatandaşlığı nasıl tanımlanacak?

Üniter devlet yapısı nasıl korunacak?

Devletin temel nitelikleri nasıl güvence altına alınacak?

Hak ve özgürlükler hangi çerçevede yeniden düzenlenecek?

Güçler ayrılığı nasıl işleyecek?

Bunlar sloganla geçiştirilecek sorular değildir.

Bunlar Türkiye'nin gelecek yüzyılını ilgilendiren sorulardır.

ASIL MESELE: GÜVEN

Türkiye'nin bugün yalnızca yeni bir metne değil, güvene ihtiyacı vardır.

Vatandaşın adalete güvenmesi…

Gençlerin geleceğe güvenmesi…

Emeklinin yarına güvenmesi…

Esnafın ekonomiye güvenmesi…

Yatırımcının hukuka güvenmesi…

Ve en önemlisi;

Milletin devletine güvenmesi.

Çünkü anayasa ne kadar güzel yazılırsa yazılsın, vatandaş uygulamada adalet görmüyorsa metin tek başına yeterli değildir.

Devletin gücü sadece kanunlardan değil,

kurallara herkesin uymasından doğar.

TARİHİ BİR EŞİKTEYİZ

Türkiye'nin önünde gerçekten tarihi bir dönem var.

Yeni anayasa…

Terörsüz Türkiye…

2028…

Ekonomik dönüşüm…

Bölgesel gelişmeler…

Ve Türkiye'nin dünyadaki yeni konumu.

Bütün bunlar aynı zaman diliminde karşımıza çıkıyor.

İşte bu nedenle bugün sorulması gereken soru:

“Kim kazanacak?”

değil.

Asıl soru:

“Türkiye nasıl bir geleceğe hazırlanıyor?”

olmalıdır.

Çünkü siyasetçiler değişir.

İktidarlar değişir.

Meclisler değişir.

Ama devlet kalır.

Millet kalır.

Türkiye kalır.

O halde yapılacak yeni anayasanın da günlük siyasi hesapların değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin uzun vadeli devlet aklının ürünü olması gerekir.

Milletin önüne konulacak her madde açıkça konuşulmalı.

Hiçbir konu sis perdesinin arkasında bırakılmamalı.

Çünkü Türkiye'nin geleceği;

birkaç kişinin değil, milyonların meselesidir.

Ve belki de tarihin bize sorduğu soru artık şudur:

Türkiye yeni bir anayasa mı yapacak?

Yoksa yeni bir Türkiye düzeni mi kuracak?

Cevabı zaman gösterecek.

Ama şurası kesin:

Türkiye artık büyük bir karar eşiğine doğru ilerliyor.

Ve bu kez mesele sadece sandık değil.

Mesele, sandıktan sonra nasıl bir Türkiye'nin kurulacağıdır.

Yazarın diğer yazıları