Mehmet SERİN YAZAR
Ülküm Yükselmekti…
Mehmet SERİN
2026-08-03
Ülkü, sıradan siyasi hedef
değildir. İnsanı aşan, ona sorumluluk yükleyen ve şahsi hesabını daha büyük
gayenin gerisine koymasını isteyen yüksek fikirdir.
Ülkücü Hareketin davası da dar
milliyetçilik değildi. Türk milletine yalnız kendisini koruma vazifesi değil,
kuşatıcı medeniyet anlayışını hayata taşıma sorumluluğu yüklüyordu.
Türk milleti bu büyük fikrin
sınırı değil, tarihî taşıyıcısıydı.
Bu yüzden hareket yalnız
taraftar toplamadı. Mensuplarını fikren geliştirdi, şahsiyetlerini ilmek ilmek
ördü. Okuyan, düşünen, sorumluluk alan ve gerektiğinde bedel ödeyen kadrolar
yetiştirmeye çalıştı.
Siyasi sahneye yalnız
siyasetçi değil, devlet adamı çıkacaktı.
Siyasetin davayı hayata
geçirecek alan olarak görülmesi yanlış değildi. Yanılgı, fikrin karşıt nizama
ait yöntemlerle hayata geçirilebileceğini düşünmekti.
Oysa fikir, metodundan ayrı
değildir.
Nasıl yemeği yalnız adı değil;
malzemesi, ölçüsü ve tarifi meydana getirirse, davayı da yalnız hedefi değil;
yetiştirdiği insan, benimsediği usul ve kurduğu kurumlar meydana getirir.
Malzeme ve tarif değiştiğinde önümüze aynı yemek çıkmaz.
Bu yüzden yüksek fikrin yalnız
hedefi değil, onu muvaffak kılacak insanı, usulü, kurumu ve başarı ölçüsü de
kendi akidesinden doğmalıydı.
Bu zemin kurulamayınca dava
hedefi göstermeye devam etti; yürüyüşün şartlarını mevcut nizam belirledi.
Çünkü mevcut düzen tarafsız
değildi. Kendisini aşan idealleri önce ölçüsüz, sonra sakıncalı, en sonunda
hayatın dışında göstermeye yatkındı. İdealin yerine açıkça başka ülkü koymuyor;
güç odaklarının menfaatlerini hayatın tabiî hükmü gibi sunuyordu.
Yüksek fikir fedakârlık
istiyordu, düzen uyum.
Biri makamı fikre tabi
kılıyor, diğeri fikrin makama göre ayarlanmasını bekliyordu.
Biri için başarı, doğru
bildiğini hayata taşımaktı. Diğeri için yükselmek ve etkili yer edinmekti.
Bu fark başlangıçta yeterince
görülmedi.
Aynı fikrin taşıyıcıları
hayatın farklı alanlarına dağıldı. Kimi siyasi hedefe yürüdü, kimi kurumlarda
görev aldı, kimi de siyasi sahnenin dışında kaldı. Fakat hepsi aynı nizamın
farklı yüzleriyle karşılaştı.
Hedefe yürüyenler davalarından
vazgeçtiklerini düşünmediler. Ölçüler ilerlemeyi zorlaştırdıkça emaneti geçici
olarak yol kenarına bıraktılar.
Önce varacak, sonra dönüp
yeniden omuzlayacaklardı.
Fakat giden gelemedi.
Çünkü davasını geride
bırakarak ilerleyen kişi, hedefe ulaştığında aynı kişi değildi. Başarının,
etkinliğin ve yükselişin anlamını artık karşıt nizam tarif ediyordu.
Kurumlarda görev alanlar ise
aldıkları terbiyeyi titizlik, hesap, usul ve kamu malına hassasiyetle yaşatmaya
çalıştılar. Ne var ki bu tavır, işleyişi yavaşlatan uyumsuzluk sayıldı.
Sonunda çoğu “dinozor” oldu.
Onlar eski değildi. Yalnızca
taşıdıkları ölçünün kurumsal zemini kalmamıştı.
Siyasi sahnenin dışında
kalanlar da gidenlerin neden dönemediğini, kurumlarda görev yapanların niçin
etkisizleştiğini tam olarak anlayamadılar. Dava arkadaşlarının biraz daha
yükselmesi hâlinde her şeyin değişeceğine inandılar.
Böylece giden dönemedi,
kurumda kalan tutunamadı, geride kalan ise yaşananları doğru okuyamadı.
Yanlışlık siyasi kurguda
değil, hedefin yeterince yüksek olmamasında arandı. Çözüm yine daha büyük
makamda, daha güçlü temsilde ve daha yukarıda görüldü.
Merdiveni yarıya kadar çıkmış,
kendisine ümit bağlananlar vardı. İnanan kitleler emeklerini, ilişkilerini ve
sadakatlerini onları son basamağa taşımak için kullandılar.
Çünkü bu kişilerin yükselişini
davanın yükselişi sandılar.
Onlar da zamanla kendi
yükselişlerinin şahsi değil, toplum adına gerekli olduğuna gönülden inandılar.
Böylece insanlığı kuşatacak yüksek medeniyet fikri, belirli kişilerin kariyer
planına kadar geriledi.
Kariyer planı davaya
dönüşmedi.
Daha kötüsü oldu:
Kariyer planı, davanın
gerçekleşmesi zannedildi.
Halbuki yüksek fikir yalnız
hedef göstermez; o hedefe gidecek insanı, yolu ve düzeni de kendisi kurar.
Çünkü kendisine karşı kurulmuş bir düzenin imkânlarıyla ayağa kalkamazdı.
Taşıma suyla değirmen dönmedi,
çarklar döndü…
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Hilmi Demircan
03.08.2026 13:10YORUM YAP