avatar

Şükrü PORTAKAL YAZAR

Yokluktan Devlete: Bir Millet Nasıl Ayağa Kalktı?

Şükrü PORTAKAL

2026-08-18

100 YILLIK CUMHURİYET – II

Bir devlet kurmak zordur.

Ama savaşlardan çıkmış, ekonomisi çökmüş, insan kaynağı tükenmiş bir ülkede devleti ayağa kaldırmak çok daha zordur.

Cumhuriyet, böyle bir Türkiye'nin üzerine kuruldu.

Anadolu'nun insanı yorgundu.

Şehirler yoksuldu.

Üretim kapasitesi sınırlıydı.

Sanayi yok denecek kadar azdı.

Ve savaşların ağır yükü milletin omuzlarındaydı.

Fakat Türkiye'nin sahip olduğu en büyük sermaye ne altındı ne petroldü.

Türk milletinin iradesiydi.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında verilen mücadele bu nedenle yalnızca siyasi bağımsızlığı koruma mücadelesi değildi.

Aynı zamanda ekonomik bağımsızlık mücadelesiydi.

Çünkü siyasi olarak bağımsız olup ekonomik olarak başkasına muhtaç olan devletlerin gerçek anlamda bağımsızlığından söz edilemez.

Bu anlayışla üretim teşvik edildi.

Fabrikalar kuruldu.

Demiryolları geliştirildi.

Eğitime yatırım yapıldı.

Köylünün üretime katılması hedeflendi.

Devlet, yokluk içindeki bir ülkenin kalkınması için öncü rol üstlendi.

Bütün bunlar bize önemli bir devlet aklı dersi veriyor:

Bağımsızlık yalnızca sınırda savunulmaz.

Fabrikada savunulur.

Tarlada savunulur.

Okulda savunulur.

Laboratuvarda savunulur.

Ve gerektiğinde kendi teknolojisini üretebilen bir milletin iradesinde savunulur.

Bugün Cumhuriyet'in ilk yıllarına baktığımızda yapılan her işi kusursuz görmek zorunda değiliz.

Tarih, eleştirmekten korkularak değil; doğru dersler çıkarılarak anlaşılır.

Ancak bir gerçeği de teslim etmek gerekir:

Yokluk içindeki bir millet, kısa sürede kendi ayakları üzerinde durabilen bir devlet inşa etmeye girişmiştir.

Bu, küçümsenecek bir başarı değildir.

Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında bizim görevimiz de aynı ruhu bugünün şartlarına taşımaktır.

Dünün demiryolu hamlesi bugün yüksek teknoloji hamlesine dönüşmelidir.

Dünün fabrikaları bugün küresel ölçekte rekabet eden sanayi kuruluşlarına dönüşmelidir.

Dünün eğitim seferberliği bugün bilim ve teknoloji seferberliğine dönüşmelidir.

Çünkü çağ değişir.

Araçlar değişir.

Fakat bağımsızlık fikri değişmez.

Birinci yüzyılın Türkiye'si yokluklarla mücadele ederek ayağa kalktı.

İkinci yüzyılın Türkiye'si ise sahip olduğu imkânları güce dönüştürmek zorundadır.

Ve unutmayalım:

Cumhuriyet bize hazır bir refah bırakmadı.

Bize bir irade bıraktı.

Bir devlet bıraktı.

Bir vatan bıraktı.

Bir gelecek kurma sorumluluğu bıraktı.

Şimdi sıra bizde.

Çünkü geçmişimiz bize şunu söylüyor:

Yokluk, bir milletin kaderi değildir.

Asıl kader, mücadeleden vazgeçmektir.


ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi

Şükrü PORTAKAL

Şükrü PORTAKAL YAZAR