DİYARBAKIR’DAKİ MAÇ BİR FUTBOL MAÇINDAN İBARET Mİ?

Türk Devlet aklı, tribünleri değil; ihtimalleri de okumalıdır! Bugün, 17 Ekim 2026 Diyarbakır’da oynanacak Diyarbakır Temsilcisi –TÜMOSAN Konyaspor karşılaşmasına yalnızca bir futbol müsabakası olarak bakmak, meselenin toplumsal ve siyasi hassasiyetlerini gözden kaçırmak olabilir. Bu nedenle maç önc

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Türk Devlet aklı, tribünleri değil; ihtimalleri de okumalıdır!

Bugün, 17 Ekim 2026 Diyarbakır’da oynanacak Diyarbakır Temsilcisi –TÜMOSAN Konyaspor karşılaşmasına yalnızca bir futbol müsabakası olarak bakmak, meselenin toplumsal ve siyasi hassasiyetlerini gözden kaçırmak olabilir. Bu nedenle maç öncesinde Türk Devlet aklına, devletin ilgili kurumlarına ve Türkiye kamuoyuna bir uyarıda bulunmak gerekiyor.

Mesele, hangi takımın kazanacağı değildir. Mesele, bir futbol karşılaşmasının sporun sınırları dışına taşınması ihtimaline karşı devletin ve toplumun ne kadar hazırlıklı olduğudur.

Devlet aklı, yalnızca meydana gelen olaylara müdahale etmek değildir. Aynı zamanda toplumsal hassasiyetleri doğru okumak, riskleri önceden değerlendirmek ve daha olay yaşanmadan gerekli tedbirleri almaktır.

Türkiye, terörle mücadele tecrübesi, toplumsal hafızası ve birliğini koruma sorumluluğuyla bu tür karşılaşmalara sıradan bir müsabakadan ibaretmiş gibi yaklaşamaz. Ancak bu hassasiyet, herhangi bir şehri, kulübü veya taraftar topluluğunu peşinen suçlamak anlamına da gelmemelidir. Devletin görevi, niyet okumak değil; somut riskleri değerlendirmek, hukuku uygulamak ve kamu güvenliğini sağlamaktır.

Diyarbakır Temsilcisi ile Konyaspor arasındaki karşılaşma, futbolun birleştirici gücünü göstermek için de bir fırsattır. Fakat futbolun siyasi mesajların, ayrıştırıcı söylemlerin veya toplumsal gerilimlerin taşıyıcısı hâline gelmesi ihtimali, ilgili kurumların dikkatle değerlendirmesi gereken bir konudur.

Geçmişte yaşanan tribün olayları ve futbol disiplin süreçleri, stadyum güvenliğinin ve sportmenlik sınırlarının önemini ortaya koymaktadır. Nitekim Eylül 2026 sonunda Amedspor hakkında bazı tribün ve saha olayları nedeniyle disiplin yaptırımlarının açıklandığı basına yansımıştır. Bu kararlar, yaklaşan maçta mutlaka bir sorun yaşanacağı anlamına gelmez; ancak güvenlik planlamasının ciddiyetle yapılması gerektiğini hatırlatır.

Burada asıl soru şudur: Devletin ilgili kurumları, karşılaşmanın huzur içinde tamamlanması için gerekli güvenlik ve kriz yönetimi planlamasını yaptı mı?

Emniyet birimleri, müsabaka organizatörleri, Türkiye Futbol Federasyonu ve kulüpler arasındaki koordinasyon eksiksiz olmalıdır. Olası provokasyonlara karşı önleyici tedbirler alınmalı; ayrımcı, nefret içeren veya şiddeti körükleyen eylemlere karşı hukuk çerçevesinde hareket edilmelidir. Herhangi bir olay meydana gelirse sorumluluk, söylentilere ya da toplu suçlamalara göre değil, somut delillere göre belirlenmelidir.

Türkiye kamuoyu da bu süreçte dikkatli olmalıdır. Sosyal medyada dolaşıma sokulan doğrulanmamış görüntüler, eski olayların yeniymiş gibi sunulması veya kışkırtıcı paylaşımlar, gerilimi büyütebilir. Henüz gerçekleşmemiş bir olayı olmuş gibi anlatmak, toplumsal huzura hizmet etmez.

Türk Devlet aklı, güvenlik tedbirleriyle birlikte iletişim ve kriz yönetimini de düşünmelidir. Bir provokasyon ihtimaline karşı hazırlıklı olmak başka, bir şehri veya toplumu potansiyel tehdit olarak görmek başkadır. Devletin gücü, bu ayrımı doğru yapabilmesinde ortaya çıkar.

Unutulmamalıdır ki Türkiye’nin birliği, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; adalet, eşit vatandaşlık, ortak hukuk ve karşılıklı sorumluluk bilinciyle de korunur. Konya’nın da Diyarbakır’ın da insanları bu ülkenin vatandaşlarıdır. Hiç kimsenin davranışı, delil olmaksızın bir şehrin tamamına mal edilemez.

Bu nedenle çağrımız açıktır: Maç öncesinde gerekli tedbirler alınsın, karşılaşma boyunca hukuk ve güvenlik esas alınsın, maç sonrasında da olası gerilimlerin büyümesine izin verilmesin. Sporun dışına taşan her gelişme, toplumu karşı karşıya getirecek bir tartışmaya dönüştürülmeden, soğukkanlılıkla ve hukuk içinde ele alınsın.

‘’Bugün Diyarbakır’da yaşanılacak her türlü olay ve hadise yayıncı kuruluş tarafından kayda alınmalı geçmişte olduğu gibi canlı yayın iptal edilip kayıtlar ham hali ile Türkiye’nin gözü önünde şeffaf bir şekilde yayınlanmalıdır. Konyaspor’un kayırılmaya ihtiyacı yoktur, Hiçbir zaman birileri tarafından kayırılmamıştır. Bu Konuda KONYASPOR öksüzdür. Bu sezon yaşanılan hakem olaylarında da görüldüğü üzere en çok mağdur olan Takım KONYASPOR dur.’’

Çünkü devlet aklı, yalnızca bugünü değil, yarını da düşünür. Bir futbol maçının ülkenin toplumsal huzuruna zarar vermemesi için gerekenleri önceden yapmak, devletin de spor kurumlarının da sorumluluğudur.

Diyarbakır’da kazananın kim olacağından önce, Türkiye’nin huzurunun nasıl korunacağı düşünülmelidir.

Bu bir korku çağrısı değil, tedbir çağrısıdır. Bir suçlama değil, sorumluluk hatırlatmasıdır. Bir ayrıştırma değil, ortak geleceğimizi koruma iradesidir.

Türk Devlet aklı, olay olduktan sonra müdahale eden değil; riskleri önceden gören, hukuku işleten ve toplumsal huzuru koruyan akıl olmalıdır.

Yazarın diğer yazıları