Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar YAZAR
HEDEFTEKİ ÜLKE TÜRKİYE’Mİ?
Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar
2026-01-15
Sevgili okurlarım, değerli takipçilerim!
Ben
Türkiye ilgili olaylara hep: “Sütten
ağzı yanan ayranı üfleyerek içer” mantığıyla bakarım.
Bilirim ki Emperyalistlerin orta ve Uzak
doğuya çökme amaçlarının önündeki en büyük engel, Türkiye’dir.
Bunu da
saklamıyorlar.
Bizim Ortadoğu hayallerimizi
gerçekleştirmede en büyük engel Mustafa Kemal Atatürk olmuştur. Onun yüzünden
bu emellerimiz 100-150 yıl gecikti demekteler.
Bugün,
bu emellerini gerçekleştirme uğraşında daha başka taktiklerle yol almaya
çalışmaktalar.
İngiliz
ve İsrail gizli servisleri: “Türkiye
ve İslam ülkelerindeki 72 tarikat ve cemaati biz kurduk, biz finansa ediyoruz” diyorlar.
Amaç
nedir?
Bernard
Shaw’ın:” Kan kokusu almış bir köpek
balığından daha tehlikeli olan; petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi” tespitini
günümüze şöyle ayarlayabiliriz.
“Kan kokusu almış bir köpek balığından
daha tehlikeli olan; Maden, petrol ve su kokusu almış Batı ve Amerikan
emperyalizmidir.”
İşte
bütün mesele budur.
Ne Batı ne de ABD, Kürtleri de
kendilerinden olmayan bir başka ulusu da asla sevmezler. Onlar için sevgi,
çıkarları kadardır.
BOP
gereği kuzey Afrika’da yaşananlar,
Irak ve
Suriye’de yaşananlar, bu korku ve endişemizi haklı çıkarmaktadır.
40 yıldır, 50 binden fazla canımıza mal
olan PKK ile silahlı saldırılarla zayıflatmaya çalıştılar/çalışıyorlar.
15
Temmuz Fetö taktiği ve başkaldırısı ile içerden dağıtmayı denediler.
Zaman zaman yeni açılım adı altında,
siyaseten kamplara bölerek iç cepheyi bölme, karıştırma peşindeler.
İhanet
durur mu?
Sömürü
yolundaki engellemeleri temizlemek mutlaka gerekli.
Onun
için:
Türkiye’yi çevreleme stratejisi ve siyaseti
uygulmada:
Irak’ta
IKBY üzerinden ilk çentik atıldı, başardılar.
Suriye’de ikinci çentiği atma ve
resmileştirme çabası ve siyaseti hızla sürdürülüyor.
İran’da
üçüncüsünün eli kulağında. Hazırlıklar içerden devşirdikleri ile
pekiştirilmekte.
İçeride Kürtçülük propagandası, tarikat ve
cemaat yönlendirmesi ile Türklük aşağılanıp, etnik unsurların uyandırılması
yapılırken; dışardan da İsrail-Yunanistan-Rum kesimi kartlarıyla kuşatma
derinleştiriliyor, Mavi vatan üzerinde büyük bir operasyon yapılmakta.
Daha
bilindik bir yöntemle; içeriden ayrıştırarak, kamplara, tarikatlara bölerek: “Daha demokratik Anayasa, daha çok özgürlük,
eşit yurttaşlık” ambalajıyla ulus-milli devlet ve üniter yapımız hedef
alınıyor.
Büyük
resme bakarsak gördüğümüz budur.
Ancak emperyalistlerin korktuğu, büyük
lokma olarak gördükleri Türkiye, çeşitli yollardan zorlanıyor, sınanıyor.
Bu
kadar karamsar bir yazı ve öngörünün bir ferahlatan yanı yok mu dediğinizi
duyar gibiyim.
Olamaz
mı hiç, elbette var.
Bu
coğrafyada son sözü; her zaman: aklıselim- sağduyu söylemiştir. Yine de
söyleyecektir.
Bu asil
millet: “Zamanı gelince atını
nallamasını da itinin bağlamasını da iyi bilir.”
Bizim
birinci vazifemiz neydi? Hah işte onu unutmadığımız sürece bu hesapları tutmaz,
hevesleri kursaklarında kalır.
O
vazife Mustafa kemal Atatürk’ün: “Türk
istiklal ve Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.”
Sözlerinde değerini bulmuştur.
Türk
milleti, bu vazifesini yemin kabul edip, sıkı sıkıya sarılır ve iç cepheyi
sağlam tutarsa, ne emperyalist emelleri, ne Bizans oyunları hedefe ulaşamaz.
Son
söz: Ey asil Türk! Oyun belli, hedef belli.
Sen uyanık ve dik duruyor musun? Benim
partim, benim siyasi görüşüm, benim liderim, benim tarikatım diyerek bölünmeye
yol mu veriyorsun?
Esen kalınız.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP