Şükrü PORTAKAL YAZAR
İŞTE HENDEK, İŞTE MİLLET...
Şükrü PORTAKAL
2026-08-08
Eskiler bir söz söylerdi: "İşte hendek, işte deve."
Bu söz, öyle gelişigüzel söylenmezdi. Bir iddianın, bir
cesaretin, bir samimiyetin sınandığı yerde dile gelirdi. "Madem söylüyorsun, buyur göster." demekti.
Bugün de aynı noktadayız.
İşte hendek...
İşte millet...
İşte geçim derdi...
İşte alın teri...
Ve işte verilen sözler...
Bugün ekonominin iyiye gittiğini anlatan cümlelerle, pazarda
etiket değiştiren esnafın gerçeği aynı dili konuşmuyor. Makro veriler umut
çizse de mutfaktaki tencere hâlâ kendi hesabını yapıyor. Rakamlar büyüyor
olabilir; fakat vatandaşın sofrasındaki ekmek küçülüyorsa, o büyüme kâğıt
üzerinde kalmaya mahkûmdur.
Millet, istatistik
değil; huzur görmek ister.
Çünkü insanlar enflasyonu grafiklerden değil, kasada
uzattıkları banka kartından anlar.
Bir ülkenin gerçek karnesi, borsa ekranlarında değil;
emeklinin, işçinin, çiftçinin ve esnafın yüzündeki ifadede okunur.
Ama mesele yalnızca ekonomi de değildir.
Toplumun en büyük enflasyonu belki de duygularda yaşanıyor.
Eskiden dostluklar omuz omuza verilerek kurulurdu.
Bugün ise birçok ilişki,
çıkar bitince sessizce sona eriyor.
Menfaati biten sevgiler...
İşi düşünce arayan dostluklar...
Makam varken edilen sohbetler...
İmkân tükenince unutulan insanlar...
Ne yazık ki bunlar da çağımızın görünmeyen fakirliğidir.
Eskiden insanlar
birbirini yüreği için severdi.
Bugün çoğu zaman cebi, makamı, çevresi ya da sağlayacağı
fayda için seviliyor.
Oysa menfaat üzerine kurulan sevgi, ilk fırtınada dağılan
kumdan kaleye benzer.
Gerçek sevgi; kazançta değil, kayıpta belli olur.
Gerçek dostluk; bollukta değil, yoklukta anlaşılır.
Gerçek insanlık ise alkışlar arasında değil, kimsenin
görmediği zamanda ortaya çıkar.
Belki de bu yüzden kırgınlıklarımız çoğaldı.
Çünkü beklentiler büyüdü, vefa küçüldü.
İnsanlar birbirini
anlamaktan çok kullanmayı öğrendi.
Oysa Anadolu'nun mayasında başka bir ahlak vardı.
Söz namustu.
Dostluk emanetti.
Komşu kardeşti.
Paylaşmak bereketti.
Şimdi ise birçok gönül, hesap makinesiyle atıyor.
Ne kadar faydam var?
Ne kadar işime yarar?
İşte bütün mesele burada başlıyor.
Ekonomiyi düzeltmek elbette önemlidir.
Ama insanı düzeltmeden hiçbir ekonomi tam anlamıyla huzur
getiremez.
Vicdanın iflas ettiği yerde kasanın dolu olması, toplumu
mutlu etmeye yetmez.
Bugün hepimizin dönüp kendimize sorması gereken soru şudur:
Biz gerçekten neyi
kaybettik?
Paramızı mı...
Yoksa birbirimize olan güvenimizi mi?
Çünkü güven kaybolduğunda, para yerine gelir.
Ama güven geri gelmez.
İşte hendek...
İşte deve...
İşte millet...
Ve işte imtihan...
Bu imtihanı yalnız yönetenler değil, yönetilenler de veriyor.
Çünkü güçlü devlet;
sadece bütçesi sağlam olan değil, vicdanı diri olan devlettir.
Güçlü toplum ise
yalnızca zengin insanların yaşadığı değil; menfaatin değil, vefanın kazandığı
toplumdur.
Unutmayalım...
Bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca ekonomi değildir.
Adaletidir.
Vicdanıdır.
Vefasıdır.
Ve hiçbir çıkar beklemeden uzatılan samimi bir eldir.
İşte hendek... İşte millet... Gerisini ise tarih yazacaktır.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP