Şükrü PORTAKAL - Siyasetçi/Yazar YAZAR
Sandıktan Önce Asıl Soru
Şükrü PORTAKAL - Siyasetçi/Yazar
2026-09-05
Konya
Barosu’nda ekim ayında yapılacak seçim için artık tablo netleşmeye başladı.
Üç grup, üç
aday…
Mevcut
Başkan Av. Oktay Unkur, Vefa Grubu’nun adayı olarak yeniden yola çıktı.
Demokrat Avukatlar Grubu’nun adayı Av. Güneş Gül. Ayyıldız Avukatlar Grubu’nun
adayı ise Av. Dr. Mahmut Kizir.
Sandıkta üç
isim yarışacak.
Ama bana
göre Konya Barosu seçimlerinin asıl meselesi üç isimden ibaret değil.
Asıl mesele
şu:
Konya Barosu
nasıl bir baro olacak?
Bu sorunun
cevabını ararken biraz geriye gitmek gerekiyor.
Çünkü bugün
Vefa Grubu denildiğinde akla Oktay Unkur geliyor olabilir. Ancak Vefa'nın
hikâyesi Oktay Unkur ile başlamadı.
Vefa'nın
önemli dönemeçlerinden birinde, grubun başında Av. Mustafa Aladağ vardı.
Ve Aladağ'ın
yıllar önce söylediği bazı sözler, bugün yapılacak seçimin tartışılması
açısından son derece önemli.
“İpoteği altında değiliz”
Mustafa
Aladağ, 2020 seçimleri öncesinde Vefa Grubu adına adaylığını açıklarken çok net
bir çerçeve çizmişti.
Vefa
Grubu'nun herhangi bir siyasi, ideolojik kurum, kuruluş, cemaat veya partinin
ipoteği altında olmadığını söylüyordu.
Dahası
vardı.
Listenin
oluşturulmasında dünya görüşüne bakılmaksızın bütün meslektaşları kucaklayan,
geniş tabanlı, genç, dinamik ve tecrübeli bir kadro oluşturmayı amaçladıklarını
ifade ediyordu.
Bunlar
sıradan seçim cümleleri değil.
Bunlar bir
baro yönetim anlayışının tarifidir.
Ve bence
bugün, altı yıl sonra, bu sözleri yeniden hatırlamak gerekiyor.
Çünkü bir
grubun seçim kazanması başka şeydir, o grubun kuruluş iddiasını yıllar boyunca
koruması başka şey.
Vefa'dan Oktay Unkur'a
2022'ye
geldiğimizde Mustafa Aladağ aday olmadı.
O dönemde
söylediği cümle de dikkat çekiciydi:
“Bu bir
bayrak yarışı.”
Aladağ,
kendisinin ve yönetiminin Konya Barosu'na önemli hizmetler verdiğini belirterek
aday olmayacağını açıkladı. Vefa Grubu'nun yeni adayı ise Av. Oktay Unkur oldu.
Üstelik o
gün Vefa'nın listesinde Oktay Unkur zaten vardı.
Yani bugün
karşımızda olan yapı, bir gecede ortaya çıkmış bir yapı değil.
Bir
devamlılık var.
Mustafa
Aladağ'dan Oktay Unkur'a devredilen bir bayrak var.
İşte tam da
burada soru sormak gerekiyor:
Bayrak
devredildiğinde sadece başkan mı değişti, yoksa anlayış da aynı şekilde devam
etti mi?
Kapılar gerçekten herkese açık mı?
Konya Barosu
seçimlerinde yıllardır gruplar yarışıyor.
Bu, kendi
başına bir problem değil.
Demokratik
yarışın olması güzeldir.
Farklı
düşüncelerin temsil edilmesi de güzeldir.
Hatta
grupların varlığı, avukatların kendi aralarında örgütlenerek farklı yönetim
anlayışlarını ortaya koyması bakımından demokratik hayatın doğal bir parçası
olarak görülebilir.
Fakat bir
noktadan sonra şu soruyu sormak zorundayız:
Grup,
baronun önüne geçebilir mi?
Baro, bir
grubun kurumu değildir.
Bir başkanın
kurumu da değildir.
Bir
çevrenin, bir dostluk halkasının, bir siyasi yakınlığın veya birbirini
yıllardır tanıyan insanların kurumu hiç değildir.
Baro, bütün
avukatların kurumudur.
İşte bu
nedenle “kapalı yapı” meselesini konuşmak zorundayız.
Burada “şu
grup kapalıdır” demek kolaycılık olur.
Benim
söylediğim bundan daha geniş.
Baro
yönetimlerinin kapalı yapılara dönüşmemesi gerektiğini söylüyorum.
Bir avukatın
yönetime ulaşabilmesi için belli bir çevrenin içinde olması gerekmemeli.
Bir genç
avukatın sözü, yalnızca belli isimlerle yakınlığı olduğu için değer
kazanmamalı.
Bir
meslektaşın fikri, siyasi veya sosyal aidiyetinden bağımsız olarak
dinlenebilmeli.
Ve en
önemlisi…
Baro
yönetimi, kendisini seçen grubun değil, seçimden sonra bütün avukatların
yönetimi olduğunu unutmamalı.
2026 seçimlerinin farkı burada
Bugünkü
yarışa baktığımızda aslında üç farklı iddia görüyoruz.
Oktay Unkur,
Vefa'nın devamlılığını ve tecrübesini temsil ediyor.
Güneş Gül,
Demokrat Avukatlar Grubu adına iki seçimdir ortaya koyduğu alternatif çizgiyi
sürdürüyor.
Mahmut Kizir
ise Ayyıldız Avukatlar Grubu adına değişim iddiasıyla geliyor.
Dolayısıyla
bu seçim yalnızca “kim başkan olacak?” seçimi değil.
Aynı
zamanda:
Devam mı,
değişim mi?
Grup
siyaseti mi, kurumsal baro anlayışı mı?
Kapalı
çevreler mi, açık kapılar mı?
Belli
isimlerin belirlediği bir yönetim mi, daha geniş katılımlı bir yönetim mi? sorularının da cevabı olacak.
Mustafa Aladağ'ın sözü bugün neden önemli?
Çünkü
geçmişte söylenmiş bir sözün bugünkü karşılığını sorgulamak haksızlık değildir.
Tam tersine,
demokratik kurumların en doğal denetim biçimlerinden biridir.
Aladağ'ın
2020'de ortaya koyduğu iddia açıktı:
Siyasetin,
ideolojinin, cemaatin veya herhangi bir dış yapının ipoteğinde olmayan;
Dünya
görüşüne bakmadan bütün meslektaşlarını kucaklayan;
Geniş
tabanlı;
Genç ve
tecrübeli bir baro anlayışı…
Bugün Vefa
Grubu yeniden seçime girerken sorulması gereken soru da bu nedenle çok basit:
Bu anlayış
bugün hâlâ aynı güçte mi?
Eğer cevap
“evet” ise, bunu seçim sürecinde daha fazla görmek isteriz.
Daha fazla
açıklık…
Daha fazla
katılım…
Daha fazla
genç avukat…
Daha fazla
farklı görüş…
Daha fazla
hesap verebilirlik…
Ve daha az
“bizim grup” anlayışı.
Çünkü
Vefa'nın geçmişteki iddiası buysa, bugün Vefa'dan beklenmesi gereken de budur.
Kazanan kim olacak?
Elbette
sandık karar verecek.
Oktay Unkur
kazanabilir.
Güneş Gül, Mahmut
Kizir kazanabilir.
Seçim
demokratik biçimde yapılacak ve kazanan başkan, Konya Barosu'nun başkanı
olacak.
Ama benim
asıl merak ettiğim başka.
Seçimi kim
kazanırsa kazansın, Konya Barosu'nun kapıları gerçekten daha fazla açılacak mı?
Çünkü mesele
artık yalnızca başkanlık koltuğu değil.
Mesele, o
koltuğun etrafında nasıl bir baro kültürü oluşturulacağı.
Bir baro
düşünün…
Genç avukat
kendisini dışarıda hissetmiyor.
Tecrübeli
avukatın birikimi kenara atılmıyor.
Farklı dünya
görüşlerinden insanlar aynı masada oturabiliyor.
Hiçbir
siyasi veya sosyal aidiyet mesleki temsilin önüne geçmiyor.
Baro
yönetimine ulaşmak için “birilerinin adamı” olmak gerekmiyor.
Eleştiren
avukat düşman kabul edilmiyor.
Yönetim,
kendisini eleştiren meslektaşını da dinliyor.
İşte benim
görmek istediğim Konya Barosu bu.
Ve bunun
için seçimden önce bütün adaylara aynı soruyu sormak gerekiyor:
“Siz
seçildiğinizde sadece kendi grubunuzun mu, yoksa bütün Konya Barosu'nun mu
başkanı olacaksınız?”
Cevaplar
önemli.
Ama bu kez
sözlerden daha önemlisi, kadrolar olacak.
Çünkü seçim
bildirgeleri çok şey söyler.
Asıl
hikâyeyi ise kimlerin masada olduğu anlatır.
Ekim ayında
sandık kurulacak.
Üç aday
yarışacak.
Üç grup
kendi hikâyesini anlatacak.
Ama sandığa
gidecek avukatların önünde aslında tek bir soru olacak:
Konya
Barosu'nu kim yönetecekten önce, Konya Barosu nasıl yönetilecek?
Bence 2026
seçiminin gerçek meselesi tam da budur.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP