YOL VERİN AĞALAR BEYLER!

Ben bu yola baş koymuşum. Yüreğimde millet sevdası, aklımda devletin bekası, ufkumda 2053 ve 2071 ülküsü var. Benim derdim bir makam, bir mevki, bir kişisel ikbal değil. Benim derdim, inandığım yolda yürümek; milletime hizmet etmek, devletimin geleceğine omuz vermek ve ülkümü sözden eyleme taşımak.

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Ben bu yola baş koymuşum. Yüreğimde millet sevdası, aklımda devletin bekası, ufkumda 2053 ve 2071 ülküsü var. Benim derdim bir makam, bir mevki, bir kişisel ikbal değil. Benim derdim, inandığım yolda yürümek; milletime hizmet etmek, devletimin geleceğine omuz vermek ve ülkümü sözden eyleme taşımak.

Ben bekledim,

Ben düşündüm,

Ben sabrettim,

Ben izledim.

Zaman geçti, şartlar değişti, nice yollar açıldı, nice yollar kapandı. Ama içimdeki ülkü değişmedi. Çünkü bazı yollar insanın önüne yalnızca yürümek için değil, bir ömrün anlamını gerçekleştirmek için çıkar.

İşte bugün sesleniyorum: Yol verin ağalar beyler!

Ben bu yolda yürümek istiyorum. Kendi adıma bir ayrıcalık değil, milletim adına bir sorumluluk istiyorum. Şahsi hesapların peşinde değilim; devletin ve milletin ortak geleceğinde yer almak istiyorum. İnandığım değerleri, Türk töresini, Türk-İslam ahlakını ve devlet geleneğimizin sorumluluk bilincini taşıyarak yürümek istiyorum.

Bu seslenişim, bir sitemden ibaret değildir. Bu, yılların biriktirdiği düşüncenin, sabrın ve kararlılığın sesidir.

Ben Devlet Aklı’na sesleniyorum.

Devlet Aklı; günü kurtarmanın değil, yarını kurmanın iradesidir. Kişilerin heveslerinden büyük, makamların ömründen uzun, milletin tarihî yürüyüşünden beslenen bir sorumluluktur. Bu akıl, heyecanı tecrübeyle, cesareti istişareyle, ülküyü milletin menfaatiyle buluşturur.

Bir yiğidin yola çıkması kadar, hangi yolda yürüyeceğini bilmesi de önemlidir. Benim aradığım yol, şahsi ikbalin yolu değil; hizmetin, liyakatin ve sorumluluğun yoludur. Çünkü inanıyorum ki ülkü, yalnızca dile getirildiğinde değil, milletin hayrına bir işe dönüştüğünde anlam kazanır.

Barış Manço’nun eserinin adında yankılanan o çağrıyı bugün kendi sesimle dile getiriyorum. Bu çağrıda bir yiğidin cesareti, bir millet evladının beklentisi ve geleceğe dair umudu var.

Yol verin ağalar beyler!

Gençlerin önünü açın. Emeği ve liyakati gözetin. Milletine hizmet etmek isteyenlerin gayretini görün. Makamları birer imtiyaz değil, sorumluluk makamı olarak değerlendirin. Çünkü devletin gücü, yalnızca sahip olduğu imkânlarla değil, o imkânları milletin yararına kullanabilen insanlarla büyür.

Benim yürümek istediğim yol, geçmişinden güç alan ama geleceğe bakan bir yoldur. Kökü törede, ölçüsü ahlakta, pusulası devletin ve milletin ortak menfaatinde olan bir yol…

Ne geçmişi unutmak ne de geleceği bekleyerek tüketmek istiyorum. Bir ömrün tecrübesini, bir ülkünün heyecanıyla buluşturmak istiyorum. Çünkü zamanın da bir hükmü var. Beklemek bazen olgunlaştırır; fakat her bekleyişin sonunda bir adım atmak, bir sorumluluk üstlenmek gerekir.

Ben hazırım. İnancımla, birikimimle ve sorumluluk duygumla yola çıkmak istiyorum. Kararım net, niyetim açık. İstediğim, milletime hizmet edebileceğim bir yolun açılmasıdır. Bu çağrı Türk Gençliği adına yapılmış bir çağrıdır.

Ve artık son sözümü söylüyorum:

Bekledim tam yedi iklim geçti

Bekledim bağ bahçe bozuldu

Yol verin ağalar beyler

Bitsin bu hasret!

Yazarın diğer yazıları